THY Kurul Mülakatı

Yazının bu üçüncü bölümünü okuyor iseniz umuyorum ki DLR 1’den başarı ile geçtiniz ve sıradaki maceranız için bilgi topluyorsunuz. Artık şunu rahatça söyleyebiliriz ki DLR 1 aslında o kadar zor değildi… Hatta belki de sürecin en keyif veren, çalışması en zevkli kısmıydı.

Durum şu ki benim sınavlara girmeye başladığım zamandan bu yana geçen 3 sene içerisinde THY Pilot Aday Adayı seçim sürecinde çok kez değişikliğe gitti.İlk zamanlarda DLR 1’den hemen sonra Kurul Mülakatına girmekte olan biz adaylar, ilerleyen zamanlarda ise önce DLR 2’ye girmeye başladık. Sonra tekrar değişti. Şu an ki mevcut sistemde ise DLR 2 kaldırlımış olup, yerine CRM süreci getirildi. Bunlara tek tek geleceğim.

Şimdi kendi karmaşık ve bir o kadar da tirajikomik sınav hikayeme döneyim. İlk yazımda anlattığım bir durum vardı. Eski erkek arkadaşım ve benim birbirini takip eden sınav trafiğimiz. Önce o başarılı olmuştu DLR 1 ‘den hemen sonra ki grupta ben. Önce o kaldı kurul mülakatından ve hemen sonrasında ben 🙂 Güldüğüme bakmayın , o zamanlar hiç komik değildi. Gelelim hikayeye… Spoiler vereceğim dikkat!!! ( Nasıl oluyor bu iş demeyin ama ben bu sınava tam 3 defa girdim ve birinden kaldım 2 defa geçtim, anlatacağım.)

İki dirhem bir çekirdek giyinip, sınav için çok heyecanlı şekilde THY binasına gittim. İlk deneyimimdi ve şuan anımsamaya çalışırken bile karnıma ağrılar giriyor. Ortam gergin, herkes gergin, ne ile karşılacağımızı bilmiyoruz vs vs… Bu kısım kimilerine göre en zor , kimilerine göre en kolay kısım. Ben mi? Orta diyelim . Çünkü en zor kısım açık ara farkla DLR 2 idi benim için. O başka zamanın konusu. İlk kurul mülakatıma hazırlanırkeni forumdaki bilgileri, whatsapp gruplarını, sınava önceden girmiş herkesin verilerini tüm algılarımı açıp dinlemiştim. Fakat herkesin sonucu şu yöndeydi: Sohbet havasında geçiyor(!) Peki…

Sınava gireceğiniz zaman sizi aynı saatte gireceğiniz kişilerle birlikte bekleme odasına alıyorlar. Diğer adaylar da sizin gibi gergin. Kimisi konuşarak rahatlamaya çalışıyor kimisi komple kendini kapatarak. Bir sıraya sokuyorlar adayları ve o listeye göre sıra sıra davet etmeye başlıyorlar içeri. Ben en son çağırılmıştım ve bu sonraki mülakatlarımda da hiç değişmedi. Şimdi yine gözlemlediğim ve aklıma gelen şunları yapmayın uyarılarına gire gire yazacağım. Orada gerçekten stresli olan kişiler olabiliyor, herkesin stresini atma yöntemi farklı oluyor ama hepiniz aynı ortamda olmak zorunda kalıyorsunuz. Bu nedenle bir şekilde kendinizi kapamayı, kendi beyin korumanızı devreye almayı öğrenin derim. Sherlock’un da yaptığı gibi, kendi hafıza sarayınıza gidin ve bilgilerinizi tekrar edin. Üniversitede de çok olurdu, üst sınıflar gelip sürekli “Bu dersten geçen olmadı”, “Bu hoca ….ları geçirmez” gibi efsanelerden bahsederdi. Doğruluğunu kimse bilmese de , psikolojik etkisi büyük olurdu. Hah işte burda ki de o hesap. Neler duyacaksınız neler. Boşverin. Sınava girecek olan sizsiniz. Bir başkasının yaşamış olduğu deneyim, sizinkinde tekerrür edecek değil. Bambaşka karakterler bambaşka sonuçları doğuracak doğal olarak orada.

Evet, sıra bana geldi. O zamanlar bir el sıkışma, sıkışmama efsanesi vardı ortalıkta dolaşan. Hatta öyle psikopata bağlamıştı ki herkes, her ne olsa “acaba bunu bilerek mi yaptılar?”, “Bizi denemek mi istiyorlar?” gibi sorular çıkıyordu meydana. Bazı şeylerin net cevabı yoktur. Olması gereken gibi yapmak gerekir. İçeriye davet edildiğimde, 3 kişi genişçe bir masanın karşı tarafında oturmaktaydı. Ben de biraz zor olsa da elimi uzatarak, el sıkışıp yerime oturdum. Özgeçmişim üzerinden sorular sorulmuştu ve klasik “neden pilot olmak istiyorsun?” , “neden başvurmaya karar verdin?” gibi çok genel sorular vardı. Akabinde kaptan pilotumuz teknik bir kaç soru sordu ve ingilizce konuşmaya geçelim dedi. Şu an düşünüyorum da , gerçekten çok acemiymişim ve elenmeyi hak etmişim. Bilgi olarak yeterli olmama rağmen, gerekli izah etme kabilyetine de özgüvene de sahip değilmişim. Çok heyecanlanmıştım. Benden önce giren iki kişiden biri makine diğeri uçak mühendisi idi. Amerika’da okumuştu. Ve ben pilotum diye bağırıyordu:) oldu da… Onların yanında kendimi o kadar yetersiz hissetmiştim ki..Zaten içeri girerken , onlardan sonra beni neden seçsinler ki? der gibiydim. Çok büyük bir hata yapmışım, tabi sonradan anladım. Benim mülakatım çok kısa sürdü. Ve çıktığımda mutsuzdum çünkü verdiğim yanıtlardan hiç tatmin olmamıştım. Velhasıl, kaldım. O zamanlar bekleme süresi 6 aydı. Kaldığımı öğrendiğimde çok üzüldüm. Ama kendime de çok kızgındım. Çünkü oynamadan maçı vermiş gibi hissediyordum. 6 ay uzun süre dedim, hallederim. Hergün aklımı kurcalıyordu bu durum. Kendimi nasıl geliştirebilirim?

İşimden ayrılmıştım, 6 ay için saçma şeyler yapmak istemiyordum. Havacılık ile ilgili bir eğitim almak istedim. Türkiye’de okulları araştırmaya başladım. Kurslar şehirleri, şehirler ülkeleri kovaladı. Bir kaç tane Pilotlar için havacılık adı altında temel havacılık eğitimi veren okul buldum. Her birine mail atıp, ders içeriklerini öğrendim. Daha sonra ise, ücretini karşılayıp karşılayamacağım konusunda hesaplara başlayacaktım. Burada bir dipnot girmek isterim. Ne zaman bir başarı hikayesi okusam ya da izlesem, hep içinden bişeyler takılır aklıma. Eminim herkesin takılıyordur. Geçen gün TED Talks’da bir konuşma izlerken de dikkatimi çekti mesela. Çok başarılı ve cidden ilham verici bir hayata sahip bir kişi, kariyerini anlatıyordu. Ve üniversite hayatından bahsederken, ben Londra’da …. okurken diye başladı söze. İşte o dakikaya kadar hevesle dinlediğiniz , herkes başarabilir diye gaza gelmeye başladığınız hikaye, sorularla dolmaya başlıyor değil mi? Sonrasında da O kişi, “Babam ameliyat için Londra’ya gelmişti” diyince….. ipler koptu. Acaba ben miyim bir tek bunu soran diye düşündüm izlerken. ” Eeee, iyi de siz zaten zenginmişssiniz be amca dedim”. Sonra alttaki yorumları okuyunca, anladım ki sadece ben değilmişim. Adamın başardıkları zengin olsa bile yine de inanılmazdı o ayrı.Neyse konumuza dönelim, siz de bunu okurken öyle demeyin veya hissetmeyin diye anlattım bunu. Öncelikle o zaman kur böyle değildi, sonralıkla 😛 yıllarca çalışıp 3-5 kuruş kenara atmış olduğum bir şeylerden vazgeçmem gerekti. Ha bir de moturumu satmam.

Sonunda İrlanda’da bir okul buldum. Aynı zamanda çalışma izni de alacak yarım gün de çalışacaktım. Herşey iyiydi ve ben hevesle vize başvurumu yaptım. Zarfım geldiğinde zaten ben gitmek için hazır halde bekliyordum. Zarfı bir açtım “BAMMMM-RET”. Şok olmuştum. Neden, neden derken, neden kısmını okuyunca gülsem mi ağlasam mı bilemedim. Annem’i ben zannetmişler, daha doğrusu beni annem. Cevap olarak şunu yazmışlar,” bu yaşınızdan sonra ülke değiştirip almak istediğiniz eğitim bize inandırıcı gelmedi, ülkenize geri döneceğinize inanmıyoruz” gibi bir şeydi. Derhal itiraz mektubu yazdım. Güzel bir dillle anlattım ki bana gıcık olmasınlar. Ama belli ki olmuşlar. Cevap geldi. Bi daha “BAMMMM-RET”

Delirmek üzereydim. Sinirimden ağladım. Aaa şu an anlatırken görsel anılarımdan hatırladım, ağlarkenki sahneyi düşününce ayağımın alçıda olduğunu. Bu olanlar canımı çok sıkmıştı ve kardeşimle bir gün basket maçı yapalım dedik. İş büyüdü derken, kadroları topladık ve maç ciddiye bindi. Top bana geldi turnikeye çıktım, zıpladım ama inerken bileğim komple ters döndü. Bağlarımda ciddi zedelenme ve kemik iliği ödemi sonucu ayağım alçıya alındı. Ve ben tüm bu itiraz olaylarını yaparken koltuk değnekleri ile hareket ediyordum. Umutlarım azalmaya başlamıştı çünkü sürekli bir aksilik oluyordu. Benim canım kardeşim bir gece salona taşımış olduğumuz yatağımda yanıma gelip uzandı ve dedi ki” hadi gel başka okullara da bakalım”. Hiç istemedim başta ama baktıça da heves ettim. Bir sorun vardı ki, ABD veya Kanada’ya gidemezdim, çok pahalıydı. İngiltere ise İrlanda’nın vize vermediği bir kişiye vize vermezmiş. ( danışmanların söylediği) (VERDİ:)

İngiltere’de bir okul buldum. Programın içeriği ve öğretmen kadrosu hoşuma gitmişti. Yine başvurular vs derken vizem çıktı, ayağım iyileşir iyileşmez, yolculuk için hazırdım. Biletim 17 Temmuz sabahıydı. 17 TEMMUZ. Evet Darbe girişiminin olduğu 15 Temmuz’dan 2 gün sonraki. Uçakların kalkmadığı …. Şu an anlatırken ruhum sıkıldı. Yine gidemiyordum. Üstelik her şey çok ama çok kötüydü. Neyse ki olaylar normale döndü ve ben kalkan ilk uçakla gidebildim ama aklım tamamen burda kalarak…

Gittim. Güzel bir eğitim alarak ve harika insanlarla tanışarak muhteşem bir deneyimle geri döndüm. Oradayken cezam bitmesine yaklaştığı için başvurumu yapmıştım. Ve döner dönmez ikinci kez kurul mülakatına girdim. Girerken geçeceğimi biliyordum. Bu defa kendimi çok iyi ifade edebildim. Soruların tüm teknik sorulara güzel bir şekilde yanıt verebildim. Ve ertesi gün geçtğimin haberini aldım. Çok mutlu oldum cidden.

Şimdi düşününce cidden kurul mülakatı çok daha arkadaş canlısı, çok daha sohbetvari bir ortammış. Yanlış anlaşılmasın, Kesinlikle çok iyi çalışını, teknik anlamda donanımlı olun. İngilizce olarak hem kendinizi hem de konuları iyi ifade etme kapasiteniz olsun. Ama en azından bilin ki sizi ters köşe falan yapmaya çalışmıyorlar orada. Bunlar hep DLR 2 durumları.

Bu sınavdan sonra DLR 2’ye girdim. Ve kaldım. Kalınca değişen sistem nedeni ile bir defa daha kurul mülakatına girmem gerekti. Bu defa gireceğim mülakat ise çok daha profesyonel bir ekip tarafından yapılıyordu. Adete süreçle birlikte büyümüştük:) Başından beri her adımında yer almıştım. Cidden çok iyi bir hal almıştı işleyiş. Yine sonuncu olarak çağırıldığım odaya girdiğimde gerçekten arkadaş canlısı , davetkar ve insanı rahatlatan bir ortam ile karşılaştım. Kişinin özelinde mülakat ilerliyor öncelikle onu bilmelisiniz. Yani o yüzden şu çıkıyor , bu çıkıyor demek çok da mantıklı değil. Mesela bir arkadaş vardı simülatör  oynayan, ona onunla ilgili sorular gelmiş, bana aldığım eğitimle ilgili sorular geldi. Ben aldığım eğitimden dolayı ingilizce telsiz konuşmaları ile test edilmiştim. Genel olarak uçağı çok iyi tanımalısınız. Yaw, Pitch,Roll gibi hareketlerin iç ayrıntılarını bilmelisiniz. Çıkar veya çıkmaz ama zaten öğrenirken keyif alacağınız şeyler olacaktır sonuçta değil mi? Amaçlarınızı ve hedeflerinizi net belirleyin ve bunlar gerçekler olsun ki ne siz ne de karşınızdakinin mahçup olacağı zor durumlar oluşmasın. Tüm bu süreç boyunca stresli olduğum tek bir anın bile bana bir faydası olduğunu görmedim. Ama zararlarından çok çektim. Bu nedenle belki şu an söylemesi kolay haklısınız ama elinizden geldiği kadarı ile stresinizi ve heyecanınızı doğru yönetip, doğru yere yönlendirmeye çalışın. Şunu da hep aklınızda tutun, ne mühendisi olduğunuz, nereden geldiğiniz konu değil. Müzik öğretmeni mezunu bir aday da süreci başarı ile tamamladı, uçak mühendisi de, sözelci de, sayısalcı da… Kendinizi küçük görmeyin. Önemli olan öğrenmeye karşı olan tutkunuz ve açlığınız… Tüm kalbimle bol şans dilerim…

*Mevcut süreçte CRM mülakatından sonra kurul mülakatı olmakta ve bu nedenle bir sonraki yazımda CRM sürecinin detaylarını paylaşacağım.

bd

 

5 Replies to “THY Kurul Mülakatı”

  1. Merhaba, ben de çok hevesle çalıştım, elimden gelen her şeyi yaptım ve bütün aşamaları ilk seferde geçerek 6 ay içerisinde kurul mülakatına girmeye hak kazandım fakat geçen hafta kurul mülakatımın olumsuz sonuçlandığına dair bir mail aldım. Şimdi ise biraz buruk bir şekilde yeni ilanın açılmasını ve 3 aylık sürenin geçmesini bekliyorum. Aklımda sorularla.. Ya ilan çok geç açılırsa, ya yine geçemezsem vs vs.. Mülakatımın güzel geçtiğini de düşünüyordum çok şaşırdım sonuç gelince. Biraz dertleşmek, biraz motivasyon alabilmek adına yazmak istedim buraya.

    Beğen

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.